|
İLK ÇOCUKLUK DÖNEMİ GELİŞİM ÖZELLİKLERİ (2-6 YAŞ: OKULÖNCESİ DÖNEM)
|
|
BİLİŞSEL GELİŞİM (İşlem öncesi Dönem)
Bu evrede çocuk dile ve sembolik düşünce yeteneğine sahiptir. İşlem öncesi dönem çocuğu, başka bir çocuğun ya da erişkinin görüşlerini alma konusunda zorluk çeker. Çocuk bir objeye, başka biri tarafından farklı bir gözle bakılabileceğini tahmin edemez. İşlem öncesi dönemde çocuk benmerkezcidir.
3 ve 4 yaş civarında çocuklar, büyük ölçüde dış dünyayı zihni semboller halinde tasarımlayabilecek güçtedirler, yetişkin ve yaşıtları ile serbestçe etkileşimde bulunabilirler ancak bu etkileşim benmerkezcidir.(egocentric) Zihinsel olarak kendi üzerlerinde yoğunlaşmışlardır, başkalarının görüş açılarını kavrayamazlar. Çocuk, işlemleri tersine çeviremez, dönüştürme yapamaz, algıları kendi üzerinde yoğundur ve düşünce benmerkezcidir. Mantıksal düşünme işlemi bu dönemde gelişmemiştir.
Ör: İşlem öncesi dönemdeki çocukların gözü önünde , aynı uzunluk ve genişlikteki bardaklara aynı miktarda su doldurulmuş ve çocuklar iki bardaktaki su miktarının eşit olduğunu kabul etmişlerdir. Bundan sonra çocuktan söz konusu bardaklardan birindeki suyu ince uzun bir cam silindire dökmesi istenmiştir. Bardaktaki su miktarı değişmediği halde, su düzeyi, ince uzun cam silindirde, kısa bardaktakine oranla daha yukarıda olacaktır. Çocuğa uzun silindirdeki su miktarıyla kısa bardaktaki su miktarının aynı olup olmadığı sorulduğunda , büyük olasılıkla cevabı, uzun silindirdeki su miktarının daha fazla olacağı şeklindedir. Burada çocuk için önemli olan, bardaktaki su düzeyinin yüksek görünmesidir.
İşlem öncesi gelişme dönemlerinde çocuk;
· Belirgin bir şekilde benmerkezcidir ve dış dünyayı başka bir kişinin açısından göremez. · Maddeleri tek ve belirgin özellikleriyle sınıflandırabilir. · Bir yönleri ile birbirine benzeyen maddelerin, başka yönlerde değişik olabileceklerini göremez.
Bu evrede, çocukların büyük bir bölümü, ayrıntıları dikkate almadan, genel olarak algılar.
MOTOR GELİŞİM (Hareketle ilgili gelişim)
2-6 yaş arası, bir başka deyişle çocuğun yürümeye başlamasından sonraki dönem, yoğun bir motor gelişimi evresidir. Gelişmesi ve büyümesi ilerleyen çocuk, bedeninin çeşitli kısımlarını kullanarak ve bunlar arasında koordinasyon sağlayarak yeni ve daha karmaşık beceriler kazanır.
3-4 yaş arasında çocuk, 2 yaşa oranla daha uzun adımlarla yürür.Ani dönüş ve duruşları becerebildiği için koşmadaki başarısı artar. Merdiven tırmanma becerisinde ilerleme görülür.
5-6 arasında hareketlerin koordinasyonu düzgündür. Çocuk daha çok iki tekerlekli bisiklete binmek gibi denge etkinlikleriyle ilgilidir.
Hareketle ilgili gelişim 6 yaşına kadar maksimum düzeyde artar ve 6 yaşından sonra iyice yavaşlar ve azalır.Bu sebeple 2-6 yaş arası dönem çok önemlidir. Hatta insan hayatının en önemli dönemidir denilebilir.
DİL GELİŞİMİ
Gerçek sözlü iletişim, anlamlı sözcükleri cümle haline getirebilme ve başkalarının söylediklerini anlayabilme yeteneğidir. Burada başlıca ilkeler şunlardır:
1.Diğerlerinin dilini anlamak , 2.Kelimeleri telaffuz etmek, 3. Sözcük darcığı inşa etmek, 4. Sözcükleri cümle içine yerleştirebilmek.
Çocuk, okula gitmeden önce dinlediği öyküyü anlayabilecek, basit ve karmaşık sözcükleri ayıt edebilecek kadar anlayışa sahip olmalıdır. Günümüzde radyo ve televizyon, çocukların anlayışlarının gelişmesine oldukça yardımcı etkenlerdir.
Sözcük Dağarcığı: Sözcük dağarcığının genişliği, çocuğun sosyal ve duygusal gelişmesi için önemlidir. Çocuk toplumda etkin, aktif olabilmek için diğerleriyle anlaşabilmelidir. Çocuğun sözcük dağarcığının fakirliği onu toplum dışı bırakabilir. Çocuk bir şey söylemek isteyip de sözcük yetersizliği nedeniyle derdini anlatamadığı zaman kırıklığa uğrar. Anlaşılmadığı zamansa kendisini anlamayan kişiye karşı tepki gösterir ve bu kişilerin kendisini anlamak istemediklerini düşünür.
Çocuğun bildiği sözcük sayısı okuldaki başarısını gösterir, bu onun yazılarına da yansır ve sözcükler bir anlamda çocuğun hayatı algılayışının göstergesidir.
Çocuklarla, bebekliklerinden itibaren sürekli sözlü iletişim içinde olunmalıdır. Onlarla sözlü iletişim içinde olmak, onlara kitap okumak, masal okumak sözcük dağarcıklarını geliştirecektir.
Ayrıca çocuğun dil gelişimi için, kendini konuşarak ifade edebilen çocuklarla sözsüz iletişim kurulmaması, çocuk için olumlu olacaktır. Örneğin, çocuk susadığında susadım diyebiliyorsa fakat tembellik yapıp, suyu işaret edip de annesinin onu anlamasını bekliyorsa, bu isteğini gerçekleştirmek onu konuşmaya teşvik etmemek olur.
DİL GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
· Zeka ile dil gelişimi arasında önemli bir ilişki olduğu düşünülmektedir. Konuşmasında erkenci olan çocuklar genellikle normal ya da normalin üstünde zekaya sahip çocuklar olmaktadırlar. · Çocuğun dil gelişiminde önemli rol oynayan çevresel faktörlerin yanı sıra anne babanın onunla meşgul olma derecesi, oynadığı oyunların da rolü söz konusudur. Anne babasıyla uzun süre birlikte olan çocuk genel olarak daha düzgün konuşur. · Cinsiyet de dil gelişimini etkileyen bir faktördür. Erkek çocuklar konuşma konusunda her zaman kız çocuklarına göre daha geride kalırlar. · Kendileriyle konuşulan ve ilgi gösterilen çocuklar konuşmak için cesaretlenirler. · Çocuk tiyatrolarına götürülen, çocukla birlikte resimli masal kitapları okutulan ve bunlar hakkında konuşulan çocukların dil gelişimleri daha çabuk olur.
DUYGUSAL GELİŞİM
Korku:Korkular yaşla paralel olarak artmaktadır.Korkuyu oluşturan bütün uyarımlardaki ortak özellik, ani ve birdenbire oluş, bunun sonunda da çocuğun yeni duruma uyum gösterememesidir.
Korkunun oluşumu, çevredeki koşullara, uyarının veriliş biçimine, geçmiş yaşantılarla o andaki fizyolojik ve psikolojik duruma bağlıdır.
Korku durumundaki tepkiler; o objeden uzaklaşma isteği, ağlama, nefes tutma gibi farklı davranış biçimleri şeklinde görülür.
Okul öncesi dönemde özellikle 2-5 yaşları arasındaki çocukların korkularında farklılaşma ve artmalar görülür.Bu dönemde en çok rastlanan korkular arasında; hırsız, hayali yaratıklar, köpek, karanlık, motor gürültüsü, şimşek, ani ses ve yalnız kalma korkuları sayılabilir. 6-12 yaşlarından itibaren bu karakteristik korkuların giderek azaldığı, bunların yerlerini bedensel yaralanma, okula ilişkin olaylar ve sosyal ilişkileri içeren korku türlerinin aldığı görülür.
Araştırmalar, kızlarda erkek çocuklara oranla daha çok korkuya rastlandığını kanıtlamıştır.
Anne babalar çocuklarını korktukları şeyle birden karşı karşıya getirerek bunu aşacağını düşünürler fakat böyle bir davranış o korkunun çocuğa iyice yerleşmesine ve ileriye yönelik kalıcı olmasına sebep olabilir. Örneğin Köpekten korkan bir çocuk zorla köpekle karşılaştırılmaya çalışılmamalıdır. Bunun yerine ona, köpekle oynayan yaşıtları gösterilmelidir. Çocuk yeterince büyüdükten sonra, evde köpek besleyerek hayvanla yakınlık kurmasına ve güven duygusunu pekiştirmesine fırsat verilmelidir.
Zamanla gelişim süresince bu tür korkular kendiliğinden kaybolur.
Kıskançlık: Kıskançlık, kızgınlık sonucu oluşan, insanlara yönelik bir içerleme tutumu olarak tanımlanabilir.Kıskançlığı oluşturan ortam çoğu kez toplumsal kaynaklı olup, özellikle çocuğun sevdiği kişileri içerir.
İlk çocuklukta kıskançlık, anne babayı ya da ona bakan bireyleri içerir. Çünkü çocuk ilgi ve şefkati çok ister, sık sık kendini diğer bir çocukla kıyaslanma içinde bulur.Küçük çocuklarda kıskançlık ise, genellikle 2-5 yaşları arasında eve yeni bir kardeşin gelmesinden kaynaklanan çok genel bir duygusal durumdur. Küçük kardeşe duyulan kıskançlık, çocukların yaşamında en yaygın kıskançlık örneğidir. Bu kıskançlık türünde çocuk genellikle saldırgan bir biçimde davranır. Kardeşine vurma, ısırma, sık rastlanan davranışlar arasındadır.
Anksiyete (Endişe): Çoğunlukla anksiyete, bazı olumsuz ortamlar ve beklentiler sonucu oluşur. Örneğin yeterince anne baba sevgisi olmadığını veya terk edilerek yalnız bırakılacağını düşünmek gibi.
Annesinin kendisini unutacağı düşüncesiyle anaokulunda uyumak istemeyen çocukla, istemediği sınıf içi faaliyetlerde mide bulantısı gibi psiko-somatik belirtiler gösteren çocuğun sorunu birer endişe ürünüdür.
SOSYAL GELİŞİM
2-6 yaş arasındaki ilk çocukluk evresinde çocuk, sosyal ilişkinin nasıl kurulduğunu ev dışındaki insanlarla, özellikle yaşıtlarıyla nasıl beraber olunacağını öğrenmeye başlar, uyum ve işbirliği gelişir.
İlk çocukluk döneminde, çocuğun diğer kişilerle olan çok sayıdaki ilişkisi, onun sosyal gelişimini arttırır. Bu nedenle anaokuluna giden çocuklar, arkadaşlarıyla çok sayıda ilişki kuracaklarından, sosyal faaliyetleri aile ve komşu düzeyinde sınırlı olan çocuklara oranla daha iyi bir toplumsal uyum gösterirler.
Okulöncesi kurumlarının en önemli yararlarından biri, bu kurumların çocuklara uzman kişiler rehberliğinde, sosyal deneyim fırsatları hazırlamaları ve çocukların sorunlarını çeşitli tekniklerle ortaya koyarak bunlara çözüm aramalarıdır.
Çocukların, yetişkinlerden çok kendi yaşıtlarıyla birlikte olma isteklerinin her geçen yıl giderek arttığı gözlenmektedir. Bağımsızlık isteğinin yanında büyüklerin dikkatini çekmek, beğenilmek isteği de artar.
İlk çocukluk evresinde 2,5 yaş, gelişimin zorlu dönemlerinden birini oluşturur. Bu dönemde çocuk, dengesiz, olumsuz, kararsız ve isyankardır. Büyüklerinin sözlerini dinlemez hatta tersini yapar, eylemleri kısıtlandığında öfkelenir, çevresinden yardım istemez ve kendi başına başarmayı amaçlar.Çocuklardan sürekli “ben yapıcam” cümlesi duyulur.
Olumsuzluk adı verilen inatçılık ve karşı çıkma, çoğunlukla anneleri endişelendirir.Anneler yeniden çocuklarını kendi kontrolleri altına almaya çalışırlar. Bu evrede oluşan saplantılar ve ruhsal bunalımlar, ileriki yıllarda inatçılık ve direnç belirtileri şekline dönüşür.
Çocuklar 3-4 yaşlarında grup halinde oynamaya, oynarken birbirleriyle konuşmaya ve grup içinde oynamak istediklerini seçmeye başlarlar. En çok rastlanan ortak davranış, birbirlerini seyretme ve konuşmadır.
2 yaş dolaylarında başlayan sorgu çağı, 4 yaşında en yüksek düzeye ulaşır. Bu evrede çocuk, “nasıl” ve “niçin” sorularını ısrarla sorar. Anne ve baba çocuğun sorularını hassasiyetle ele alarak yanıtlamalıdırlar. Tipik soruların başında “Ben nereden geldim?” sorusu yer alır. Anne ve babanın bu soruyu, çocuğun yaşına uygun bir biçimde kısa ama doğru bir şekilde yanıtlaması gerekmektedir. Örneğin çocuğun yaşına göre, “çocuklar annenin içinden çıkarlar, onlar annenin karnında büyürler, annelerin içinde çocukların büyümesi için sıcacık bir yer, bir bebek yuvası vardır. Kızlar büyüyünce anne olup bebek yapabilirler” şeklindeki yanıt, uygun bir açıklamadır.
İLK ÇOCUKLUKTA KRİTİK YAŞLAR
2,5 YAŞ
Çocuğun farklı kutuplar arasında gidip gelmesi, bu dönemin önde gelen özelliğidir. Bu uç noktaları, aşırı faaliyetten ani bir tembelliğe, atılganlıktan utangaçlığa, güçlü bir sahip olma duygusundan aldırmazlığa, açlık çığlıkları atarken yemek istememeye, çığlık ve göz yaşlarından alçak sesle mırıldanmaya geçiş olarak çeşitleyebiliriz. Bu çeşitli değişmeler kötü huyluluk olarak yorumlanmamalıdır. Çocuk olgunlaştıkça davranışları olumlu yönde değişecektir.
Bu yaş çocuğu, oyuncaklarını arkadaşlarına göstermek için kreşe götürür,ama asla bırakmaz.Çünkü oyuncak kendisine aittir ve kendisine ait olan bir şeyi başkalarıyla paylaşmak istemez.
Sonuç olarak 2,5 yaş, bir aykırılık ve dengesizlik yaşıdır.
5 YAŞ
4 yaş çocuğu değişkendir. 4 yaşındaki bir çocuğa “Ne tırmalar?” diye sorulduğunda, hemen kedi diyecektir. Hemen sonra da kendi kedisinden söz edecek ve bir köpeğin kediyi nasıl kovaladığını anlatacaktır. Birbirini kovalayan bir sürü şeyden konuşacaktır. 5 yaş çocuğu ise bir iş adamı ciddiyetiyle “kedi” diyecek ve konuyu kapanmış sayacaktır. 5 yaş yanıtıyla 4 yaş yanıtı karşılaştırılınca, 5 yaşındakinin açık, ani ve tam olduğu görülür. Bu örnek, iki yaş grubu arasındaki olgunluk farkını açıkça ortaya koyar. Bu arada 5 yaşta belirginleşen kişilik farkını da göz önüne almak gerekir.
Bu tipik olgunluk, hazırlıksız yapılan resimde de kendini gösterir. 4 yaş çocuğu resim yaparken, önüne çıkan her şeyi kullanır. Kaba hayal gücüyle bir kaplumbağayı bir hortum şeklinde çizebildiği gibi, bir hortumu da file dönüştürebilir. 5 yaş çocuğunun resim yapmaya başlamadan önce kafasında belirgin bir şey vardır. Yaptığı şeyin içeriği mantıklıdır. Kendi kendini kritik eder. “Bir at resmi çizmek istiyorum ama bilmiyorum” diyebilir.
İster oyunda olsun, isterse kendisine verilen bir işte olsun, 5 yaş çocuğu başladığını bitirmeyi sever. 4 yaş çocuğu ise yarım bırakılan bir şeye çok daha duyarsızdır. 4 yaş çocuğu hareketlidir, sağda solda dolaşır durur. 5 yaş çocuğu ise durmasını bilir.
5 yaş çocuğu gösterişe meraklı değildir. Artık daha çabuk karar verir. Kas hakimiyeti gelişmiştir, düzenli cümleleriyle insanlarla olan kişisel ve sosyal ilişkileri artmıştır.
3-4 yaş çocuğuna oranla çok daha olgundur. Daha geniş deneyimlere hazır duruma gelmiştir. Günlük işlerinde kendine yeter, bağımsız hale gelmiştir. Giyinmek, yıkanmak, yemek yemek, tuvalete girmek, alışveriş yapmak ve basit ev işlerini görme becerileri edinmiştir. Ev ona yetmez, okula gitmek ister., Zamanında orada olmak için heyecan duyar.
Sahip olduğu her şeyden, özellikle giysilerinden gururlanır. Kendi kişiliğinin onun için canlı bir anlamı vardır. Ailesiyle birlikte olmayı sever. Doğruyu yanlıştan ayırmaya başlar.
Özetlemek gerekirse;
· 5 yaş çocuğu kendi kendine yeter, · Sosyaldir, · Kendinden emindir, · Şekilci ve uyumludur, · Rahat ve ciddidir, · Dikkatli ve kararlıdır.
|