ÇOCUKLARDA SIK GÖRÜLEN UYUM VE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI

 

 

Uyum Nedir?

 

Uyum, bireyin sahip olduğu özelliklerin kendi benliği ile içinde bulunduğu çevre arasında dengeli bir ilişki kurabilmesi ve bu ilişkiyi sürdürebilmesi şeklinde tanımlanabilir.

 

Gelişim evrelerinin getirdiği doğal zorluklara, yakın çevrenin olumsuz etkileri katıldığında, çocukta bunlara tepki olarak çoğunlukla duygusal düzeyde bozukluklar görülebilir. Bu olumsuz tepkilere “uyum ve davranış bozuklukları” denir. Bu genel tanımlama altında; parmak emme, tırnak yeme, alt ıslatma gibi alışkanlık bozukluklarından, suçluluk duygusu, öfke, kıskançlık vb. davranışlara kadar uzanan çeşitli uyum güçlükleri toplanabilir.

 

Uyumsuz Çocuk Kime Denir?

 

Çevresi ile dengeli ve etkili ilişki kurmada, geliştirme ve sürdürmede güçlük çeken, bu yüzden gelişimi zarar gören ve çevrelerindeki kişilerin olağan ilişkileri ile düzelmeyen davranış kalıplarına sahip çocuklara “uyumsuz çocuklar” denir.

 

Uyumsuz Çocuklarda Sık Görülen Davranışlar:

·        Sinirlidirler,

·        Huzursuzdurlar,

·        Kıskançlıkları çok belirgindir,

·        Aşırı derecede yarışma arzusu duyarlar,

·        Dikkatsizdirler,

·        Tırnaklarını yer ya da koparırlar,

·        Sık sık kavga ederler,

·        Eleştirilere karşı aşırı duyarlıdırlar,

·        Öfke nöbetleri gösterirler,

·        Kendilerine güvenmezler.

 

Ancak burada çok önemli noktanın altını çizmek gerekir:

Uyumsuz bir çocukta bu sayılan özelliklerin hepsinin birden olması beklenemez. Uyumsuzluk derecesiyle orantılı olarak, bu özelliklerden biri yada birkaçı görülebilir. Bu özelliklerin sürekli olması, uyumsuzluk açısından önemli bir belirleyicidir.

Uyumsuzluğun Nedenleri

 

Kalıtım: Uyumsuzluğun ortaya çıkmasında kalıtımın etkili olduğu bilinmekle beraber, uygun eğitim ortamı ve koruyucu davranışlarla bu etkinin ortadan kaldırılacağı yada en aza indirileceği bir gerçektir.

 

Bedensel Nedenler: Uzun süren hastalıklar (epilepsi, beyin zedelenmeleri, zeka engelleri, sağırlık, körlük…)

 

Temel Gereksinimlerin Doyurulmaması: Biyolojik, fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik

 

Yanlış Eğitim: Anne babanın yanlış tutumları, otoriter olma yada aşırı hoşgörü, ceza, dayak, tutarsız eğitim vb.. Çoğu çocukta görülen uyumsuz davranışların altında, anne babanın tutumları yatmaktadır.

 

Uyum Bozukluğu İle Normal Davranışı Birbirinden Ayırt etmek

 

Aileler genellikle, çocuğun gelişim dönemine bağlı olarak yaşadığı olağan sorunlarla, uyum bozukluğu olarak kabul edilen davranışlar arasında ayırım yapmanın zor olduğunu ifade ederler. Anne babalar için bu ayrımı sağlıklı olarak yapmak çok zordur, ancak belirli kriterleri göz önünde bulundurarak en azından bir uzmana başvurmaları gerekip gerekmediğini tespit edebilirler.

 

Örneğin alt ıslatma davranışını ele alalım. 1.5 yaşında tuvalet eğitimi almış bir çocuğun ilk 1-1.5 sene, zaman zaman altına kaçırması normaldir.İlk zamanlar, çocuk kaslarını kontrol etmekte güçlük çekebileceği için tuvalet eğitimini takiben gece ve gündüz görülebilen alt ıslatma davranışı normal kabul edilmektedir. Çocuk, 3.5 - 4 yaşından sonra da alt ıslatma davranışına devam ediyorsa, bu davranış uyum bozukluğu olarak kabul edilebilir; çünkü artık yeni bir beceriyi (tuvalet eğitimi ) kazanmak için gerekli olan adaptasyon süreci aşılmıştır. Bunun gibi, bebeklik dönemindeki parmak emme davranışı normal kabul edilirken, 1 yaşından sonraki parmak emme davranışı uyum ve davranış bozukluğuna işaret eder.

 

Anne babaların çocuğun hangi yaşta karşılaştığı sorunların normal, kısa süreli ve geçici olduğunu tespit edebilmesi için bu konularda bilinçli ve bilgili olması gerekmektedir. İnsanın kişilik gelişiminde çok önemli olan 0-6 yaş dönemi özelliklerini iyi bilmek aileler için önemlidir.Gerektiğinde, kalıcı bir davranış sorununa yol açmamak için bir psikologdan yardım alınmalıdır.

 

 

 

Çocuklarda Sık Görülen Bazı Tipik Uyum-Davranış Bozuklukları ve Alınması Gereken Önlemler

 

 

Okula Uyum Sorunu Çeken Çocuklar

 

Anaokulu çocuklarının yaşadıkları en önemli uyum sorununun “anaokulundaki kurallara uygun davranışlar sergileme'de çıktığı, öğretmenlerin de üzerinde birleştikleri bir konudur.

 

·        Paylaşmayı öğrenmek,

·        Bir grubun üyesi olduğunun farkına varmak,

·        Anaokulundaki etkinliklere katılmak,

·        Kendi işini kendisinin yapması,

·        Yemek yerken uyulması gereken kurallar

gibi  konularda özellikle ilk zamanlarda sık sık sorun yaşanmaktadır. Bunun dışında yine anaokulu çocuklarında en sık rastlanan sorunlar;

 

·        Sabahları okula gelirken anne babadan ayrılmak istememe,

·        Nedensiz ağlama,

·        Arkadaşlarına zarar verme

ve bunun gibi davranışların ortaya çıkması nedeniyle yaşanır.

 

Bu tip durumlar genellikle okulun başladığı ilk zamanlarda görülür. Nedeni ise çoğu kez okulun, çocuğun ailesi dışında ilk girdiği sosyal ortam olması ve çocuğun bu duruma alışmada zorluk çekmesinden kaynaklanır. Okula başladığı ilk zamanlarda görülen bu sorunlar zamanla ortadan kalkar. Bu durumda çocuklara anlayışla yaklaşmak, çok zorlamadan onun girdiği bu ilk sosyal ortama uyumunu  sağlamaya çalışmak gerekmektedir.

 

Sabahları nedensiz ağlama, okula gelmek istememe vb. durumlarda okul ile ailenin işbirliği yaparak çeşitli eğitsel tedbirler alması, soruna neden olan faktörlerin tespit edilerek çok kısa sürede çözümünü sağlamaktadır.

 

Altını Islatan Çocuklar

 

Genellikle  çocuklar  mesane  kontrolü  gerçekleşinceye kadar , yani ortalama

2-3 yaşlarına kadar geceleri altlarını ıslatırlar. Gündüz kontrolü 2 yaş dolaylarında, gece kontrolü ise 3.5- 4.5 yaşları arasında kazanılır. Çocukların hemen hepsinin idrar ve dışkı kontrolü kazandıkları 4 yaşından sonra hala altlarını ıslatmanın devam etmesi ve bu durumun haftada 2’den fazla olarak sıklık göstermesi “alt ıslatma” adını alır.

Alt ıslatma, yapılan araştırmalara göre sosyo ekonomik düzeyi düşük olan, aile içinde duygusal etkileşimden yoksun çocuklarda daha sık görülür. Alt ıslatma sorunuyla çocuğun duygusal dünyası arasında yakın bir ilişki vardır. Aşırı sevgi ve hoşgörü, yetersiz ilgi, kıskançlık gibi nedenlerden kaynaklanan

bu gerileme, tırnak yeme, parmak emme gibi birtakım başka gerileme davranışlarıyla, bebeksi hareketleri yada konuşmaları da beraberinde getirebilmektedir.Çocuğun ev ortamı da büyük rol oynamaktadır.

 

Parmak Emme Alışkanlığı Olan Çocuklar

 

Parmak emme, normal  çocuklarda  herhangi bir  psikososyal etken   olmaksızın, 

3-4 yaşlarına kadar görülebilen bir olgudur. Bebeklerin çoğu baş parmaklarını yada diğer parmaklarını emerler. 1 yaş çocuklarının hemen hemen yarısı parmaklarını emerler. Genellikle 18 ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir.Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği taktirde parmak emmenin zararı olmadığını ortaya koyar.

 

Alt ıslatmada olduğu gibi, sürekli parmak emme alışkanlığında psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir. Okul öncesi dönemdeki parmak emme yada alt ıslatma durumunda gereksiz telaş yerine, olayın temelinde anne baba tutumlarının etkisi bulunduğu düşünülerek uzmanlarca sabırlı ve sürekli eğitimsel önlemler alınmalıdır.

 

Tırnak Yeme Alışkanlığı Olan Çocuklar

 

Tırnak yeme alışkanlığına 3-4 yaşlarından önce pek fazla rastlanmaz. Ancak ender olarak 15 aylık gibi erken bir dönemde görülebilir. Genel olarak, tırnak yeme bir güvensizlik işareti olarak kabul edilir.

·        Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir eğitim uygulanması,

·        Çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi,

·        Kıskançlık,

·        Yetersiz ilgi,

·        Sıkıntı ve gerginlik,

·        Ailede tırnak yiyen birini model alma,

başlıca etkenlerdir.

 

Yapılması gereken en önemli şey, öncelikle çocuğun bu alışkanlığı kazanmasına neden olan etkenlerin saptanması ve bu etkenlerin ortadan kaldırılmaya çalışılmasıdır.

 

 

 

 

Korkuları Olan Çocuklar

 

Küçük bir bebek sadece ani hareket ve yüksek sesten korkar. Ancak büyüdükçe onu korkutan şeyler artar.Okul öncesi dönemde çocuklarda çeşitli korkular ortaya çıkıp kısa sürede sönebilir yada tür değiştirebilir. Bunlar son derece normaldir. Okul öncesi dönemde “karanlık korkusu, çeşitli hayvan korkuları, yüksek sesten korkma, hırsız korkusu” sıklıkla görülen korkulardır.Bazı durumlarda geçmiş yaşantılar çocukta korkuya neden olabilir. Örneğin çocuk bir kere köpek tarafından ısırılırsa, ondan sonra bütün dört ayaklı hayvanlardan korkmayı öğrenir. Buna ek olarak çocuk; ailede korkuları olan kişileri örnek alarak da bazı şeylere karşı korku geliştirebilir.

 

Çocuğun korkularına karşı şu tavırları benimsemek gerekir:

 

·        Anlayış göstermek: Çocuk “korkaklıkla” itham edilmemelidir. Küçümseme ve alay çocuğun korkusunu gidermez.

·        Çoğu korkuların geçici olduğu unutulmamalıdır: Yetişkin çocuğu dinler, ona anlayış gösterirse, o da korkusunu zamanla yenecektir.

·        Çocuk korktuğu şeye yavaş yavaş alıştırılmalıdır: Çocuğun korkularını yenebilmesi için yavaş ama tutarlı bir şekilde, onu korktuğu şeyi tanımaya ve alıştırmaya çalışmak gerekir. Bu yaşlarda çocukların korkuları çok normal ve doğaldır. Bunu kabul etmek gerekir. Öcüler, cinler, periler gibi şeylerle çocuğu korkutmak zararlıdır, çocuğun güvenini zedeler ve daha büyük, kalıcı sorunlara yol açar.

 

Kıskançlık Yapan Çocuklar

 

Kıskançlık, çocuk için çok doğal bir duygudur. Bu duygu özellikle bir küçük kardeş doğunca ortaya çıkar.  Anne-babasının ilgisini paylaşmak zorunda kalan çocuk, hem kızar, hem de bir kenara itilmekten korkar. Kıskançlığını bazen kardeşine vurarak, bazen de bebekmiş gibi davranarak ortaya koyar.

 

Bu tip durumlarda yetişkinler:

 

·        Bunun normal ve geçici bir davranış olduğunu kabul etmelidirler.

·        Bir yenilik olmadan önce çocuk bu konuya hazırlanmalıdır. Örneğin; yeni bir bebek doğmadan önce aile, bir kardeşi olacağını çocuğa anlatmalı, onu hazırlamalıdır.

·        Yetişkinler çocuk ayırmamalı, çocukları birbirleri ile kıyaslamamalıdırlar.

·        Çocuğa, yeni gelen kardeşin bakımı ile ilgili ufak tefek sorumluluklar verilmeli, kardeşin ona olan ihtiyacı vurgulanmalı, böylece çocuğun kardeşini rakip olarak görmesi engellenmeye çalışılmalıdır.

 

Öfkeli Çocuklar

 

Çocuklar genellikle istekleri ya da hareketleri engellendiğinde öfkelenir ve içinden geldiği gibi bağırıp çağırırlar. Örneğin; yemek yeme, uyku saati, tuvalet eğitimi, oyundan alıkoyma gibi durumlarda çocuk zorlanmaya gelmez ve öfkelenir. Bu tip durumlarda yetişkinler:

 

·        Öfkeli çocuğun üzerine fazla düşülürse öfkesi artar. Bazı durumlarda çocuğu dışardan gözlemleyerek kendi kendine kalmasını sağlamak etkili olabilir. Çocukla öfkeli olduğu durumlarda tartışmak ya da inatlaşmak hem yetişkini hem de çocuğu daha çok yıpratacaktır

·        Çocukların da insan olduğunu ve kızmaya hakları olduğunu bilmek gerekir. Çocuk bazen öfkelenmekte haklı olabilir. Çocuğu anlamaya çalışmalı, onu neyin kızdırdığı bulunmalıdır.

·        Çocuk aşırı heyecandan ve yorgunluktan korunmalıdır.

·        Çocuğa karşı tutarlı davranmak gerekir. Aynı olaya bir hayır bir evet denildiği durumlarda, çocuk ne yapacağını bilemediğinden öfkelenmiş olabilir.

·        Öfkeyi mükafatlandırmak olmaz. Yani çocuk her kızdığında istediğini elde eder hale gelmemelidir.

 

Çekingen Çocuklar

 

Bu tip çocuklar:

·        Sessiz, içine kapanık ve usludur.

·        Yaramazlık yapmadıkları için hiç göze batmazlar.

·        Anne babaya çok fazla düşkün ve onlara adeta bağımlıdırlar.

·        Kendini ifade etmekte, tek başına bir iş yapmakta zorlanırlar

·        Yabancı ortamlarda çok iyi tanımadıkları kişilerle birlikte olmaktan hoşlanmazlar.

·        Oldukça utangaçtırlar.

·        Sosyal yönleri bu nedenlerden dolayı zayıftır ve toplum içinde çok çekingen tavırlar sergilerler.

 

Çekingen çocuklarla ilgili şu hususlara dikkat etmek gerekir:

·        Böyle çocukların üzerlerine gidilmemelidir. Onları yavaş yavaş bağımsız davranmaya alıştırmak gerekir. İçine kapanık ve utangaç bir çocuğun aniden bağımsız davranmaya zorlanması, onu büsbütün geriletebilir ve kendine olan tüm güvenini yok edebilir.

·        Çocuk başarabileceği cinsten ufak işleri kendi kendine yapmayı öğrenmelidir. Başarma duygusunu yaşayabilmesi için öncelikle küçük hedefler koyup , çocuğu bunları başarmak konusunda desteklemek gerekir.

·        Atak davrandığı görülünce, çocuk ödüllendirilip teşvik edilmelidir. Çünkü çocuklar bu dönemde, fark edilen davranışlarını daha sık yapma eğilimi içindedirler.

 

Yalan Söyleyen ve Çalan Çocuklar

 

Burada en önemli noktalardan biri, çocukların yalanlarının yetişkinlerin yalanları ile karıştırılmaması dır. Bu iki durum birbirinden tamamen farklıdır. Çocukların hayal dünyaları çok geniş olduğundan, onların söylediği yalanlar çoğunlukla aslında hayal ettikleri, olmasını istedikleri şeylerdir.  Bazen de bu davranış çocuğun için için duyduğu bir kıskançlıktan ya da yeterli sevgiyi ilgiyi görememekten kaynaklanabilir.

 

Çocukların kendilerine ait olmayan şeyleri izinsiz almaları  hemen hırsızlık olarak nitelendirilmemelidir.

 

Bu tip durumlarda şu noktalara dikkat edilmelidir:

·        Bazen yetişkinlerin davranışları çocuklara kötü örnek olabilir. Önce yetişkinlerin iyi örnek olabilmeleri gerekir.

·        Bazı yalanların nedeni, olayların yanlış anlaşılması olabilir. Bazı yalanlar da istek ve özlem ifadesidir. Çocukla konuşularak bu araştırılabilir.

·        Bu konularda çocuğu itham etmektense, durumunu düzeltmesini istemek gerekir. (Örneğin gerçeği söylemesi, izinsiz aldığı eşyayı sahibine geri vererek özür dilemesi vb.)

·        Çocuk konuşmaya, derdini anlatmaya teşvik edilmelidir.

 

Saldırgan Çocuklar

 

Bu tip çocuklar sürekli olarak hareketli , huysuz, öfkeli, başkalarına karşı düşüncesizdirler. Diğer çocuklara zarar vermeye eğilimlidirler.

Bu çocuklara karşı şu şekilde tavır alınmalıdır:

·        Bu çocuklara ne çok sert ve cezacı bir tutumla, ne de tam tersi başıboş bir tutumla yaklaşılmalıdır. Bunlar durumu daha da kötü hale getirir.

·        Yetişkinler bu tip çocuklara  karşı anlayışlı davranmalıdırlar. Ancak; mutlaka bazı kurallar konulmalı ve bu kuralların uygulanmasında tutarlı bir yol izlenmelidir.

·        Bu çocuklar için enerjilerini uygun yollarla boşaltabilecekleri bir ortam ve etkinlikler hazırlanmalıdır. (açık hava oyunları, spor vb.)